Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, 12 Eylül’ün yıl dönümü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, darbelerle hesaplaşmanın yalnızca geçmişi hatırlamakla sınırlı kalamayacağını, demokratik sistemi gelecekte her türlü vesayet girişimine karşı daha güçlü kılacak adımların önem taşıdığını ifade etti.
Aydemir, Türkiye’nin darbeler döneminden çıkardığı en önemli derslerden birinin, devlet yönetiminde meşruiyetin tek kaynağının millet olduğunun tartışmasız biçimde kabul edilmesi olduğunu kaydetti.
“Demokrasinin güvencesi milletin sandıkta ortaya koyduğu iradedir” diyen Aydemir, hiçbir makamın, kurumun veya gücün millet adına siyasal irade oluşturamayacağını vurguladı.
GEÇMİŞİN YÜKÜ GELECEĞİN HUKUKUNA DÖNÜŞMELİ
12 Eylül’ün Türkiye açısından ağır toplumsal ve siyasal sonuçlar doğurduğunu belirten Aydemir, bugün asıl meselenin bu tarihî tecrübeden geleceği güçlendirecek sonuçlar çıkarmak olduğunu söyledi.
Aydemir, “Darbeleri mahkûm etmenin en kalıcı karşılığı, demokratik düzeni milletin iradesi etrafında tahkim etmektir. Türkiye, artık geleceğini vesayetin gölgesinden bütünüyle arındıracak bir hukuk düzenini konuşmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Bu noktada sivil anayasa hedefinin tarihî bir anlam taşıdığına dikkat çeken Aydemir, anayasanın toplumun geniş kesimlerinin iradesini buluşturan, temel hakları güçlü biçimde güvence altına alan ve demokratik meşruiyeti esas alan bir toplumsal mutabakat niteliğinde olması gerektiğini ifade etti.
TÜRKİYE YÜZYILI’NA SİVİL ANAYASA VURGUSU
Aydemir, Türkiye Yüzyılı hedeflerinin demokratik kurumların güçlenmesiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sivil anayasa iradesinin Türkiye’nin geçmişin vesayet yükünden kurtulma sürecini tamamlayacak önemli bir eşik olduğunu kaydetti.
Milletin demokrasiye sahip çıkma iradesinin Türkiye’nin en büyük güvencesi olduğunu vurgulayan Aydemir, “12 Eylül’den çıkaracağımız ders açıktır: Millet iradesinin üzerinde hiçbir irade kurulamaz. Türkiye’nin istikametini millet tayin eder. Gelecek kuşaklara bırakacağımız en kıymetli demokratik miras da bu ilkenin hukuk düzenimizde en güçlü şekilde karşılık bulmasıdır” dedi.